Home
/
AI ARTICLES
26 Kas 2025
AI Yarışında Kritik An: ABD’nin Açık Kaynak Denemesi Başarılı Olacak mı?
Son günlerde iki büyük ABD laboratuvarının birlikte attığı adım, yapay zekâ dünyasında bir kırılma sinyali verdi: açık kaynak modeller…
Deep Cogito ve Allen Institute for AI (Ai2) bu hafta kendi açık-kaynak modellerini yayınladı — ama dikkat çekici olan, arka plandaki “neden?” sorusu:
Deep Cogito, 671 milyar parametreli Cogito v2.1 ile Çin kaynaklı bir modele (DeepSeek) dayalı bir “fork/yeniden inşa” stratejisi izliyor.
Ai2 ise tam tersi bir tutumla, verisinden eğitime, kodundan checkpoint’ine kadar her şeyi şeffaf biçimde açan Olmo 3’ü sunuyor — “tam açık, tam şeffaf” bir referans noktası yaratmaya çalışıyor.
Bu iki farklı yaklaşım — biri hız ve adaptasyon odaklı, diğeri ise şeffaflık ve bağımsızlık odaklı — aynı soruya yanıt arıyor:
“ABD, küresel açık-kaynak AI yarışında pozisyon alabilir mi?”
Neden Bu Hamle Önemli?
Çünkü geçen yıllarda açık-kaynak AI dünyasında hızla bir hegemonya değişimi yaşandı. Özellikle Çin kaynaklı modeller (DeepSeek, Qwen, Kimi vb.) hem erişilebilirlik hem de kullanım kolaylığı ile yaygınlaştı.
Şimdi ABD tarafı bu boşluğu doldurmaya, hem stratejik hem etik hem teknik anlamda “bağımsız bir yol” çizme çabasına girmiş görünüyor.
Open-source modeller, sadece kodu açmak değil. Aynı zamanda kontrol, güvenlik, şeffaflık, uyum, esneklik demek ve özellikle startup’lar için — büyük altyapı yatırımı olmadan — rekabet şansı demek.
Bu hamle, AI’ı yalnızca büyük şirketlere değil; bireylere, küçük takımlara, bağımsız araştırmacılara açmak anlamı taşıyor.
Deep Cogito’nun stratejisi gösteriyor ki, Çin temelli bir modelden fork almak “hızlı evrim” için bir yol olabilir. Ama tartışma kaçınılmaz:
Bu yaklaşım, teknik bağımsızlıkten çok bağımlılık demek olabilir mi?
Eğer bu modelin kökü başka bir ekosistemdeyse — fikri mülkiyet, veri kalitesi, etik standartlar vs. — “ABD yapımı” etiketi ne kadar anlamlı kalır?
Ai2’nin “sıfırdan, şeffaf, bağımsız” yaklaşımı ise ideal… ama maliyeti ağır: veri toplama, eğitim maliyeti, insan kaynağı, zaman… Bunlar herkesin kaldırabileceği yükler değil.
Yani burada seçim aslında hız mı, bağımsızlık mı? sorusuna dönüşüyor. Ve bu sorunun cevabı büyük ölçüde niyet ile ilgili.
AI bugüne kadar “kim daha hızlı, kim daha büyük” yarışındaydı. Şimdi ise asıl mesele değişiyor:
Kim kimlik ve güvenlik üzerine inşa ediyor?
Kim gücü paylaşmaya izin veriyor?
Kim etik, şeffaf, önyargısız bir altyapı vaat ediyor?
Bu iki açık-kaynak hamlesi — Deep Cogito ve Ai2 — aslında bu dönemin deneme taşları. Kazanan yalnızca “en çok kullanıcıya ulaşan” değil; aynı zamanda “en güvenilir, en şeffaf, en etik” olan olacak.
Bu iki model yayınlandı diye ABD hemen zirveye oynamayacak. Ama önemli olan:
AI’ın tekelleşmediği, herkesin erişebildiği, kontrolün dağıldığı bir ekosistem mümkün — hem de şeffaflık ve etik ile.
Bu, yalnızca teknolojik bir hamle değil. Bu, AI’ın kimlik, değer ve toplumsal sözleşme olarak yeniden düşünülmesi. Şimdilik soru hâlâ aynı:
Rekabet eden kim olacak?
Yeniden kurgulayan kim?
Ve bu yeniden kurgulama — nihayetinde — kimlere iyi gelecek?









